Tabii, hikayeyi biraz daha uzatıyorum:
Mehmet ve ailesi, çevre dostu evlerinde yaşamaya başladıkça her gün yeni şeyler keşfetmişler. Sabahları Mehmet odasının penceresinden güneş ışığını izlemeyi çok severmiş. Güneş paneli sayesinde sabahları odası hep aydınlık olurmuş.
Bahçede çalışmak da Mehmet’in en sevdiği şeylerden biriymiş. Annesiyle birlikte domates, salatalık, havuç ve biber ekmişler. Babası ise rüzgar türbininin çalışmasını Mehmet’e anlatmış: "Bak Mehmet, rüzgar estiğinde türbin dönüyor ve bize elektrik veriyor!" demiş. Mehmet, akşamları türbinin dönmesini izler, rüzgarın gücüne hayran kalırmış.
Bir gün yağmur yağmış ve Mehmet hemen dışarı koşmuş. Damlayan sular çatıdan akıp, büyük depoya birikmiş. Mehmet depodan hortumu çekip bütün sebzeleri sulamış. Çiçekler, kelebekler ve arılar bahçeye gelmiş. Kuşlar da dallarda şarkı söylemiş.
Mehmet’in arkadaşları evi görmeye geldiklerinde çok şaşırmışlar. “Senin evin hem çok güzel hem de doğayı koruyor!” demişler. Hep birlikte bahçede oyunlar oynamışlar, sebze toplamışlar.
Mehmet, akşam ailece oturdukları zaman içinden şu cümleyi söylemiş:
“Doğayı koruyunca dünya çok ama çok güzel oluyor!” 🌱🏡🍅🌻🌦️