Tamam, pembe bir **boa bostu** (yani pembe, yumuşak, tüylü bir atkı / yılan gibi şal) ile kısa, tatlı bir hikâye anlatalım.
Başlıyoruz:
---
Bir zamanlar, küçük bir kasabada üç arkadaş yaşarmış:
**Zeynep, Ali ve Mira.**
Bir gün Zeynep, dolaptan uzun, tüylü, **pembe bir boa bostu** çıkarır.
Boa bostu çok yumuşakmış, sanki şeker pamuğu gibi.
Zeynep:
“Bakın, boa bostuma isim verelim!” der.
Ali:
“Adı **Pembe Pufi** olsun!” der.
Mira:
“Evet, Pembe Pufi çok tatlı!” diye ekler.
Üç arkadaş, Pembe Pufi’yi boyunlarına sırayla takarlar.
Boa bostu sanki canlıymış gibi,
onları ısıtır, yumuşacık sarar.
Sonra dışarı çıkarlar.
Hava biraz serinmiş ama güneş de varmış.
Pembe Pufi, rüzgârda dans eder gibi uçuşurmuş.
Yolda küçük bir kedi görürler.
Kedi üşümüş gibi titriyormuş.
Zeynep hemen diz çöker:
“Merhaba minik kedi, üşüdün mü?” der.
Üç arkadaş, Pembe Pufi’yi kedinin yanına koyar,
kedi, boa bostunun yanına kıvrılır, mırıl mırıl uyumaya başlar.
Ali:
“Pembe Pufi sadece süslü değil,
aynı zamanda **yardımsever**!” der.
Mira gülümser:
“Artık Pembe Pufi, bizim **iyilik boa bostumuz**!” der.
O günden sonra,
ne zaman bir arkadaşları üşüse,
ya da üzülse,
Pembe Pufi’yi ona sararlarmış.
Ve herkes biraz ısınır,
biraz gülümsermiş.
Hikâye burada biter,
Pembe Pufi kalplerde yaşar,
“Paylaşınca güzelleşir her şey”
diye fısıldarmış…
---
İsterseniz şimdi:
- Siz Pembe Pufi’yi **nasıl hayal ediyorsunuz**? Uzun mu, kısa mı?
- Bir de siz, boa bostu ile **kısacık bir cümle** kurmayı dener misiniz?
Mesela: “Boa bostu ……… yapıyor.”