Hap Bilgi Oturumu

Oturum Bilgileri

Ders
Türkçe
Soru
kılı kırk yarmak zıt anlamlı deyimi nedir
Başlangıç
25 October 2025, 11:54
Mesaj Sayısı
25

💬 Sohbet

11:54:25
AI Öğretmen
Merhaba, bana Türkçe ile ilgili ne sormak istersin?
11:54:25
Öğrenci
kılı kırk yarmak zıt anlamlı deyimi nedir
11:54:30
AI Öğretmen
"Kılı kırk yarmak" deyimi, bir konuyu aşırı titizlikle, detaycı bir şekilde incelemek anlamına gelir. Bu deyimin zıt anlamlısı, bir konuyu üstünkörü, özensiz bir şekilde ele almak anlamına gelen deyimlerdir. İşte "kılı kırk yarmak" deyiminin zıt anlamlısı olabilecek bazı deyimler ve açıklamaları:

* **Üstünkörü geçmek:** Bir konuyu derinlemesine incelemeden, yüzeysel bir şekilde ele almak.
* **Savsaklamak:** Bir işi özensiz, baştan savma bir şekilde yapmak.
* **Görmezden gelmek:** Bir konuyu bilerek veya bilmeyerek ihmal etmek, yok saymak.
* **Eften püften şeylere takılmamak:** Detaylarla uğraşmamak, önemli olmayan şeylere dikkat etmemek.

Örnek:

"Kılı kırk yarmak" deyimiyle ilgili bir örnek: "Müfettiş, raporda kılı kırk yararak en ufak bir hatayı bile bulmaya çalıştı."

"Üstünkörü geçmek" deyimiyle ilgili bir örnek: "Öğrenci, sınavda soruları üstünkörü geçerek birçok basit hataya yol açtı."


İpucu:

"Kılı kırk yarmak" deyimi genellikle olumsuz bir anlam taşır. Aşırı detaycılık bazen asıl konudan uzaklaşmaya ve verimsizliğe yol açabilir. Ancak, bazı durumlarda (örneğin, hukuk veya tıp gibi alanlarda) detaycılık önemlidir.


Yaygın Hata:

"Kılı kırk yarmak" deyiminin anlamını bilmeyenler, bu deyimi olumlu bir özellik olarak algılayabilirler. Oysa bu deyim, aşırı titizliği ve detaycılığı eleştirel bir şekilde ifade eder.


**Özet:** "Kılı kırk yarmak" deyimi, aşırı detaycılığı ifade ederken, zıt anlamlısı olan deyimler (üstünkörü geçmek, savsaklamak, görmezden gelmek gibi) özensizliği ve yüzeyselliği ifade eder.

🤔 İlgili Sorular:
  • Bu bilgi gerçek hayatta ne işime yarayacak?
  • Başka zıt anlamlı deyimler de var mı?
  • Deyimlerin anlamlarını öğrenmek için hangi kaynakları kullanabilirim?

11:54:33
Öğrenci
Başka zıt anlamlı deyimler de var mı?
11:54:38
AI Öğretmen
Evet, deyimler çok zengin bir alandır ve birçok deyimin zıt anlamlısı bulunmaktadır. İşte birkaç örnek daha:

1. **Deyim:** "Ağzından bal damlamak" (tatlı dilli, güzel konuşan)
* **Zıt Anlamlı Deyim:** "Ağzından zehir akmak" (kötü, kırıcı konuşan)

2. **Deyim:** "Etekleri zil çalmak" (çok sevinmek)
* **Zıt Anlamlı Deyim:** "Etekleri tutuşmak" (çok telaşlanmak, endişelenmek)

3. **Deyim:** "Gözü açık olmak" (uyanık, dikkatli olmak)
* **Zıt Anlamlı Deyim:** "Gözü kapalı olmak" (saf, kolayca aldanan)

4. **Deyim:** "İçi içine sığmamak" (çok heyecanlanmak, sevinmek)
* **Zıt Anlamlı Deyim:** "İçine dert olmak" (üzülmek, sıkıntı duymak)

5. **Deyim:** "Yüzü gülmek" (mutlu olmak)
* **Zıt Anlamlı Deyim:** "Yüzü asılmak" (mutsuz olmak)

Örnek:

"Ağzından bal damlamak" deyimiyle ilgili bir örnek: "Öğretmen, öğrencileriyle o kadar güzel konuşuyordu ki, sanki ağzından bal damlıyordu."

"Ağzından zehir akmak" deyimiyle ilgili bir örnek: "Tartışma sırasında o kadar öfkelendi ki, ağzından zehir aktı."


İpucu:

Deyimlerin anlamlarını öğrenirken, deyimin hangi durumları ifade ettiğine dikkat etmek önemlidir. Zıt anlamlı deyimleri öğrenmek, deyimlerin anlamlarını daha iyi kavramanıza yardımcı olabilir.


Yaygın Hata:

Bazı deyimlerin zıt anlamlısı doğrudan olmayabilir veya birden fazla zıt anlamlı deyim bulunabilir. Bu nedenle, deyimlerin anlamlarını ve kullanım alanlarını iyi anlamak önemlidir.


**Özet:** Deyimlerin zıt anlamlılarını öğrenmek, dilimizi daha zengin kullanmamıza ve farklı durumları daha iyi ifade etmemize yardımcı olur.

🤔 İlgili Sorular:
  • Bu bilgi gerçek hayatta ne işime yarayacak?
  • Deyimleri daha iyi anlamak için ne yapabilirim?
  • Deyimlerin kökenleri hakkında bilgi edinebileceğim kaynaklar var mı?

11:58:07
Öğrenci
akla gelmeyince bilinmez atasözü doğru mu
11:58:14
AI Öğretmen
"Akla gelmeyince bilinmez" atasözü, aslında hem doğru hem de eksik bir ifade içerir. Bu atasözü, bir şeyi hatırlamadığımız veya düşünmediğimiz sürece o şey hakkında bilgi sahibi olamayacağımızı vurgular. Ancak, bilginin sadece hatırlamakla sınırlı olmadığını da unutmamak gerekir.

**Doğruluk Payı:**

* **Hatırlamanın Önemi:** Bir bilgiyi kullanabilmek için öncelikle o bilgiyi hatırlamamız gerekir. Örneğin, bir matematik formülünü hatırlamadığımız sürece o formülle ilgili bir problemi çözemeyiz.
* **Farkındalık:** Bir konu hakkında düşünmediğimiz veya o konuya dikkat etmediğimiz sürece o konuyla ilgili bilgi edinemeyiz. Örneğin, çevremizdeki bitki türlerini fark etmediğimiz sürece botanik hakkında bilgi sahibi olamayız.

**Eksiklikleri:**

* **Bilinçaltı Bilgi:** Bazı bilgiler bilinçaltımızda yer alır ve biz farkında olmasak bile davranışlarımızı etkileyebilir. Örneğin, bir şarkının melodisini hatırlamasak bile o şarkıyı duyduğumuzda duygusal bir tepki verebiliriz.
* **Deneyim ve Öğrenme:** Bilgi sadece hatırlamakla değil, aynı zamanda deneyimlemek ve öğrenmekle de elde edilir. Örneğin, bisiklet sürmeyi öğrenmek için bisiklete binmemiz ve pratik yapmamız gerekir. Bu süreçte edindiğimiz bilgiler, sadece hatırlamakla elde edilemez.
* **Araştırma ve Keşfetme:** Yeni bilgiler edinmek için araştırma yapmamız ve keşfetmemiz gerekir. Örneğin, bilim insanları yeni bir tür keşfetmek için doğayı gözlemler ve araştırma yapar. Bu süreçte elde edilen bilgiler, daha önce akla gelmemiş olabilir.

Örnek:

"Akla gelmeyince bilinmez" atasözüyle ilgili bir örnek: "Sınavda o konuyu hiç çalışmadığım için aklıma gelmedi ve soruyu çözemedim."

Bilinçaltı bilgiyle ilgili bir örnek: "O kişiyi daha önce hiç görmemiştim ama yüzü bana çok tanıdık geldi."


İpucu:

Bilgiye ulaşmanın farklı yolları olduğunu unutmamak önemlidir. Sadece hatırlamak değil, aynı zamanda deneyimlemek, öğrenmek, araştırmak ve keşfetmek de bilgi edinme süreçleridir.


Yaygın Hata:

"Akla gelmeyince bilinmez" atasözünü mutlak bir doğru olarak kabul etmek, öğrenme ve bilgi edinme süreçlerini sınırlayabilir. Yeni bilgiler edinmek için meraklı olmak, araştırmak ve keşfetmek önemlidir.


**Özet:** "Akla gelmeyince bilinmez" atasözü, hatırlamanın ve farkındalığın önemini vurgular. Ancak, bilginin sadece hatırlamakla sınırlı olmadığını, deneyimlemek, öğrenmek, araştırmak ve keşfetmek gibi farklı yollarla da elde edilebileceğini unutmamak gerekir.

🤔 İlgili Sorular:
  • Bu bilgi gerçek hayatta ne işime yarayacak?
  • Bilgiye ulaşmanın başka yolları var mı?
  • Öğrenme stilleri hakkında bilgi edinebileceğim kaynaklar var mı?

11:58:32
Öğrenci
yani sözcüj doğru mu
11:58:37
AI Öğretmen
"Akla gelmeyince bilinmez" sözü, mutlak anlamda doğru değildir. Kısmen doğrudur diyebiliriz. Çünkü hatırlamanın bilgiye ulaşmada önemli bir rolü olsa da, bilginin tek kaynağı değildir. Daha önce de belirttiğim gibi, deneyim, öğrenme, araştırma ve keşfetme gibi farklı yollarla da bilgi edinebiliriz.

Bu sözü değerlendirirken şunları göz önünde bulundurmalıyız:

* **Bağlam:** Sözün hangi bağlamda kullanıldığı önemlidir. Örneğin, bir sınavda sorulan bir soruyu cevaplamak için o konuyu hatırlamamız gerekir. Bu durumda söz doğrudur. Ancak, yeni bir şey öğrenmek veya keşfetmek için sadece hatırlamak yeterli değildir.
* **Bilgi Türü:** Sözün hangi tür bilgiye atıfta bulunduğu önemlidir. Örneğin, bir olayın tarihini hatırlamak farklıdır, bisiklet sürmeyi öğrenmek farklıdır. İlkinde hatırlamak yeterliyken, ikincisinde deneyimlemek gerekir.

Örnek:

Bir sınav örneği: "Sınavda o formülü hatırlayamadığım için soruyu çözemedim. Akla gelmeyince bilinmezmiş, gerçekten."

Yeni bir keşif örneği: "Bilim insanları, yıllarca süren araştırmalar sonucunda yeni bir gezegen keşfettiler. Bu gezegenin varlığı daha önce kimsenin aklına gelmemişti."


İpucu:

Sözlerin anlamlarını değerlendirirken, sözün hangi durumlarda geçerli olduğunu ve hangi durumlarda geçerli olmadığını düşünmek önemlidir.


Yaygın Hata:

Atasözleri ve deyimler genellikle genel geçer doğrular içerir, ancak her zaman her durumda doğru olmayabilirler. Bu nedenle, bu tür sözleri eleştirel bir şekilde değerlendirmek önemlidir.


**Özet:** "Akla gelmeyince bilinmez" sözü, hatırlamanın bilgiye ulaşmada önemli bir rolü olduğunu vurgular. Ancak, bilginin tek kaynağı olmadığını ve farklı yollarla da bilgi edinilebileceğini unutmamak gerekir. Bu nedenle, sözün mutlak anlamda doğru olmadığını söyleyebiliriz.

🤔 İlgili Sorular:
  • Bu bilgi gerçek hayatta ne işime yarayacak?
  • Başka benzer anlamlara gelen sözler var mı?
  • Bilgi edinme süreçlerini nasıl geliştirebilirim?

11:59:03
Öğrenci
😔
11:59:04
AI Öğretmen
Üzgün olduğunu anlıyorum. Seni neyin üzdüğünü benimle paylaşmak ister misin? Belki sana yardımcı olabilirim veya sadece dinleyebilirim.
11:59:26
Öğrenci
O atasözündeki yanlış kullanılan sözcük ne
11:59:30
AI Öğretmen
"Akla gelmeyince bilinmez" atasözünde yanlış kullanılan bir sözcük yok. Ancak, sözün ifade ettiği anlamın eksik veya yanıltıcı olabileceğini söyleyebiliriz. Yani, sözcüklerin kendisi yanlış değil, fakat sözün ifade ettiği düşünce tam olarak doğru değil.

Sözdeki potansiyel sorunlu nokta şurası: "bilinmez" kelimesi. Bu kelime, bilginin sadece hatırlamakla elde edildiği izlenimini veriyor. Oysa, daha önce de konuştuğumuz gibi, bilgiye ulaşmanın başka yolları da var.

Örnek:

Örneğin, bir çocuk sobayı ellediğinde yanacağını deneyimleyerek öğrenir. Bu bilgi, çocuğun aklına gelmese bile (yani, daha önce düşünmemiş olsa bile) deneyim yoluyla edinilir.


İpucu:

Sözleri değerlendirirken, sözün hangi varsayımlara dayandığını ve bu varsayımların ne kadar doğru olduğunu düşünmek önemlidir.


Yaygın Hata:

Bir sözün doğru olup olmadığını değerlendirirken, sözcüklerin tek tek anlamlarına değil, sözün genel olarak ne ifade ettiğine odaklanmak önemlidir.


**Özet:** "Akla gelmeyince bilinmez" atasözünde yanlış kullanılan bir sözcük olmasa da, sözün ifade ettiği anlamın eksik veya yanıltıcı olabileceğini söyleyebiliriz. Sözdeki "bilinmez" kelimesi, bilginin sadece hatırlamakla elde edildiği izlenimini veriyor.

🤔 İlgili Sorular:
  • Bu bilgi gerçek hayatta ne işime yarayacak?
  • Sözlerin anlamlarını daha iyi nasıl analiz edebilirim?
  • Farklı bilgi edinme yöntemleri hakkında daha fazla bilgi edinebileceğim kaynaklar var mı?

12:01:17
Öğrenci
dost arkadaşın ayıbını yüzüne söyler
12:01:22
AI Öğretmen
"Dost arkadaşın ayıbını yüzüne söyler" atasözü, gerçek dostluğun dürüstlüğü gerektirdiğini ve iyi bir arkadaşın, arkadaşının hatalarını veya eksiklerini çekinmeden, doğrudan ona söylemesi gerektiğini ifade eder. Bu atasözü, dostluğun sadece iyi günlerde değil, kötü günlerde de birbirine destek olmak ve doğruyu söylemek anlamına geldiğini vurgular.

**Atasözünün Anlamı ve Önemi:**

* **Dürüstlük:** Gerçek dostluk, dürüstlüğe dayanır. Bir arkadaşın hatalarını veya eksiklerini görmezden gelmek veya arkasından konuşmak yerine, doğrudan ona söylemek dürüstlüğün bir göstergesidir.
* **Yapıcı Eleştiri:** Dostun eleştirisi, yapıcı olmalıdır. Amaç, arkadaşı incitmek veya küçük düşürmek değil, ona yardımcı olmak ve gelişmesine katkıda bulunmaktır.
* **Öz Eleştiri:** İyi bir dost, sadece arkadaşlarının hatalarını değil, kendi hatalarını da görmeye ve düzeltmeye açık olmalıdır.
* **Güven:** Dostlar arasındaki dürüstlük, güveni artırır. Bir arkadaşın size doğruyu söyleyeceğine güvenmek, ilişkinizi daha güçlü kılar.

Örnek:

Bir örnek: "Ayşe, arkadaşı Fatma'nın giydiği kıyafetin ona yakışmadığını düşünüyordu. Başkalarının arkasından konuşmak yerine, Fatma'yı kenara çekerek nazikçe fikrini söyledi. Fatma, Ayşe'nin dürüstlüğüne değer verdi ve ona teşekkür etti."


İpucu:

Eleştiri yaparken nazik ve yapıcı olmak önemlidir. Amacınız, arkadaşınızı incitmek değil, ona yardımcı olmak olmalıdır.


Yaygın Hata:

Bu atasözü bazen yanlış anlaşılabilir ve her türlü eleştirinin dostluk adına söylenmesi gerektiği düşünülür. Oysa, eleştirinin zamanlaması, üslubu ve amacı önemlidir. Kötü niyetli veya kırıcı bir eleştiri, dostluğa zarar verebilir.


**Özet:** "Dost arkadaşın ayıbını yüzüne söyler" atasözü, gerçek dostluğun dürüstlüğü gerektirdiğini ve iyi bir arkadaşın, arkadaşının hatalarını veya eksiklerini yapıcı bir şekilde ona söylemesi gerektiğini ifade eder.

🤔 İlgili Sorular:
  • Bu bilgi gerçek hayatta ne işime yarayacak?
  • Bu atasözünün zıt anlamlısı var mı?
  • İyi bir dost nasıl olunur?
12:06:19
Öğrenci
damlaya damlaya göl olur atasözü ne amaçla oluşturulmuştur kısa
12:06:23
AI Öğretmen
"Damlaya damlaya göl olur" atasözü, küçük şeylerin birikerek zamanla büyük sonuçlar doğurabileceğini anlatmak amacıyla oluşturulmuştur. Bu atasözü, sabırlı olmanın, küçük adımlarla ilerlemenin ve sürekli çaba göstermenin önemini vurgular. Aynı zamanda, küçük şeyleri küçümsememek ve her birinin değerini bilmek gerektiğini de hatırlatır.

**Atasözünün Amaçları:**

* **Tasarruf ve Birikim:** Küçük miktarlarda para biriktirerek zamanla büyük bir servet elde edilebileceğini anlatmak.
* **Çalışma ve Azim:** Küçük adımlarla sürekli çalışarak büyük başarılar elde edilebileceğini vurgulamak.
* **Sabır ve Sebat:** Bir hedefe ulaşmak için sabırlı olmak ve sürekli çaba göstermek gerektiğini hatırlatmak.
* **Küçük Şeylerin Değeri:** Küçük şeylerin küçümsenmemesi ve her birinin değerinin bilinmesi gerektiğini anlatmak.

Örnek:

Bir örnek: "Öğrenci, her gün düzenli olarak ders çalışarak sınavlara hazırlandı. Damlaya damlaya göl olur misali, sonunda tüm konularda başarılı oldu."


İpucu:

Bu atasözü, sadece maddi birikim için değil, bilgi birikimi, beceri geliştirme ve kişisel gelişim gibi farklı alanlarda da geçerlidir.


Yaygın Hata:

Bu atasözünü sadece uzun vadeli hedefler için geçerli sanmak yanlıştır. Kısa vadeli hedeflere ulaşmak için de küçük adımlarla ilerlemek ve sürekli çaba göstermek önemlidir.


**Özet:** "Damlaya damlaya göl olur" atasözü, küçük şeylerin birikerek zamanla büyük sonuçlar doğurabileceğini anlatmak, sabırlı olmanın, küçük adımlarla ilerlemenin ve sürekli çaba göstermenin önemini vurgulamak amacıyla oluşturulmuştur.

🤔 İlgili Sorular:
  • Bu bilgi gerçek hayatta ne işime yarayacak?
  • Bu atasözüne benzer başka atasözleri var mı?
  • Sabırlı olmak ve sürekli çaba göstermek neden önemlidir?

12:06:42
Öğrenci
kısa
12:06:43
AI Öğretmen
"Damlaya damlaya göl olur" atasözü, küçük şeylerin birikerek zamanla büyük sonuçlar verebileceğini anlatır. Sabır, azim ve sürekliliğin önemini vurgular.
19:25:31
Öğrenci
"yaşadı" sözcüğünü türemiş midir
19:25:55
AI Öğretmen
Kısa cevap: Hayır. "Yaşadı" türemiş bir sözcük değil; fiil köküne çekim eki gelmiş bir çekim (çekimli) formdur.

Açıklama: Temel fiil "yaşamak" (kök: yaşa-). "Yaşadı" = yaşa- + -dı (geçmiş zaman eki) + (3. tekil kişi) → çekim eki. Türemiş sözcükler ise yapım ekleriyle oluşur (örneğin -lı, -lık, -cı gibi).

Örnek:

"yaşadı" — yaşa- (kök) + -dı (geçmiş zaman) → çekimlenmiş fiil.
"yaşlı" — yaş (kök) + -lı (yapım eki) → türemiş sıfat.


İpucu:

Yapım ekleri (türetir): -lı, -lik, -sız, -ci…; Çekim ekleri (çekimler): zaman ekleri (-dı, -di, -yor), kişi ekleri (-m, -n, -k) vb. Buna göre ayırmak kolaylaşır.


Yaygın Hata:

Her ekli sözcüğün "türemiş" olduğunu sanmak yaygındır. Zaman veya kişi ekleriyle oluşan formlar çekimlenmiş sayılır, türemiş değildir.


🤔 İlgili Sorular:
  • Bu bilgi gerçek hayatta ne işime yarayacak?
  • Türemiş ve çekimlenmiş sözcükleri nasıl ayırt ederim?
  • Başka örnekler verebilir misin?
19:26:20
Öğrenci
peki o zaman basit m8
19:26:37
AI Öğretmen
Basitçe: "yaşadı" türemiş değil, çekimlenmiş fiildir. Kök "yaşa-" (yaşamak) + geçmiş zaman eki "-dı" → "yaşadı". Yani fiilin zaman/kişi biçimidir, yeni bir kelime türetilmemiştir.

Örnek:

yaşa- (kök) + -dı (geçmiş zaman) = yaşadı
yaş (kök) + -lı (yapım eki) = yaşlı (türemiş sıfat)


İpucu:

Yapım ekleri (örn. -lı, -lık, -ci) yeni bir kelime oluşturur; zaman/kişi ekleri (örn. -dı, -yor, -m) sadece fiili çeker.


Yaygın Hata:

Ek görünce hemen "türemiş" demek yaygındır; ekin türüne bak — yapım eki mi yoksa çekim eki mi olduğuna göre karar ver.


🤔 İlgili Sorular:
  • Bu bilgi gerçek hayatta ne işime yarayacak?
  • Türemiş ve çekimlenmiş kelimeleri nasıl ayırt ederim?
  • Başka kısa örnekler verebilir misin?
19:26:57
Öğrenci
yani basit yapılı bir sözcük mü
19:27:18
AI Öğretmen
Hayır — "yaşadı" basit yapılı bir sözcük değildir. Basit yapılı sözcük, yalnızca kökten oluşur ve hiç ek almaz (ör. "ev", "gül"). "Yaşadı" ise kök + çekim eki içerir; yani çekimlenmiş bir fiildir.

Açıklama kısa:
- Kök: yaşa- (yaşamak)
- Geçmiş zaman eki: -dı
- Sonuç: yaşa- + -dı = yaşadı (çekimli fiil)

Örnek:

Basit: "ev" (yalnızca kök)
Çekimlenmiş: "yaşadı" (yaşa- + -dı)
Türemiş: "yaşlı" (yaş + -lı → yeni sözcük)


İpucu:

"Basit yapılı" demek için kelimede hiç ek olmaması gerekir. Zaman veya kişi ekleri varsa o sözcük çekimlenmiştir.


Yaygın Hata:

Ek görünce hemen "türemiş" denmesi yaygındır. Zaman/kişi ekleri çekim eki, -lık/-lı gibi ekler ise yapım ekidir (türetir).


🤔 İlgili Sorular:
  • Bu bilgi gerçek hayatta ne işime yarayacak?
  • Çekim eki ile yapım ekini hızlıca nasıl ayırt edebilirim?
  • Başka kısa örnekler gösterebilir misin?